KONUMU VE NÜFUSU:
Marmara Bölgesi'nin güneyinde yer alan Karacabey, 40° Kuzey paralelinin 25 km. kuzeyinde ve 28° Doğu meridyeninin 30 km doğusunda yer almaktadır.Karacabey'in doğusunda Bursa ve Mudanya, güneyinde M. Kemal Paşa, batısında Balıkesir, kuzeyinde ise Marmara Denizi yer almaktadır.Bursa-Çanakkale, Bursa-Balıkesir-İzmir karayollarının kavşak noktasında yer alması ilçenin önemini artırır.
Karacabey, Bursa il merkezine karayoluyla 65 km uzaklıktadır.
Bursa iline bağlı, 118.770 km² alan üzerine kurulmuş bir ilçedir. 2000 yılı verilerine göre ilçe merkezinde 41.571, köylerde 36.323 kişi olmak üzere toplam ilçe nüfusu 77.894 tür. İlçeye bağlı 64 köy vardır. İlçe merkezinde ise 21 mahalle bulunmaktadır.
Karacabey'de sağlık hizmetleri Karacabey Devlet Hastanesi, Verem Savaş Dispanseri, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Tabipliği ile 2 adet sağlık ocağı tarafından yürütülmektedir. İlçede 1 özel poliklinik ve 1 özel tıbbi tahlil laboratuarı vardır. Sağlık ocağı bulunan köy sayısı sekizdir. Karacabey'de yataklı tek sağlık kuruluşu Karacabey Devlet Hastanesi'dir. Hastane 100 yatak kapasitelidir.
İlçede yer alan 700 seyirci kapasiteli kapalı spor salonu 1998 yılında hizmete girmiştir. Salonda kondisyon merkezi de bulunmaktadır. İlçe stadyumu 3000 kişilik seyirci kapasitesine sahiptir. Bu tesislerin dışında mahalle ve köylerde de futbol, voleybol ve basketbol sahaları vardır. Karacabeyspor, Karacabey Gençlerbirliği Spor ve Karacabey Esnaf Spor kulüpleri ilçede sporun gelişmesine katkıda bulunmaya devam etmektedirler.
KARACABEY'İN TARİHİ:
Karacabey'in M.Ö. 2000 yıllarında batıdan gelerek Bursa'nın batı yöresine yerleşen Bitinler veya Misiler tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Misiler devrinde bugünkü Karacabey'in bulunduğu yerde Miletopolis adında bir şehrinbulunduğu sanılmaktadır.
Bizans İmparatorlarından Alexi Kommen'in bugünkü Uluabat Köyü yakınlarında Lupatium adında bir kale ve bunun çevresinde de aynı adı taşıyan bir kasaba kurdurduğu bilinmektedir.
Lupatium kalesi Orhan Bey tarafından 1334 tarihinde alınmıştır. Bu tarihte Karacabey hakimi Mihaliç adında bir Rum idi. Uluabat kalesinin alınmasından sonra kendiliklerinden Orhan Gazi'nin huzuruna gelerek Türk hakimiyetini kabul ettiğini bildirmiştir. Bunun üzerine Orhan Gazi bu kişiyi yerinde bırakmıştır. Bu nedenle Karacabey uzunca bir müddet Mihaliç adıyla anılmıştır.
Bölge Türklerin eline geçtikten sonra, Türk aileleri iskan edilerek çevrenin Türkleşmesine çalışılmıştır. Bu arada Karaca ailesi şehrin yönetimini eline almıştır. Bu ailenin Osman Gazi'nin arkadaşlarından Emir Karacaali'den gelmekte olduğu bilinmektedir. İlçemiz adını Ailenin yetiştirdiği ünlü Kumandanlardan Dayı Karaca Bey'den almıştır.
Fatih Sultan Mehmed'in hükümdarlığı döneminde Rumeli Beylerbeyi olan Dayı Karaca Bey, İstanbul'un Fethi sırasında Kara surunun sol kanadını komuta etmiştir. İstanbul'un Fethinde büyük yararlılıklar gösteren Dayı Karaca Bey, 1456 yılında Belgrad Kuşatması'nda şehit oldu. Vasiyeti üzerine naaşı, Karacabey'de yapılmasını emrettiği İmaret Camii'nin avlusuna defnedildi. Caminin ve türbesinin yapımı ailesi tarafından tamamlattırıldı.
Karaca Bey, şehzadelerden Alaaddin'in dayısı olması nedeniyle "Dayı" namı ile anılmaktadır.
Karacabey 2/3 Temmuz 1920’de Yunanlılar tarafından işgal edildi.
30 Ağustos zaferinden sonra, Karacabey ve köylerinde yaşayan Rumlarda ve yunan askerlerinde huzursuzluk başlamıştı. “Türk askeri geliyor.” sözlerini duyan Rumlar 6 – 7 Eylül günlerinde Karacabey’den Bandırma’ya doğru yola çıktılar. Yunan işgalcilerinin arkasından Yunan intikam birliği Karacabey’e geldi ve her tarafı yakıp yıktılar. Karacabey’de Bekir Çavuş’un evinden başka bütün evler yanmıştı. Pek çok köyün de yakıldığı bu felakette 7,158 ev kül olmuştu. Evlerin yanında 14 cami de Yunanlılarca yakılmıştır.
14 Eylül 1922 Perşembe saat 11.15'te Türk askerleri Karacabey'e ulaştılar. Bandırma yönünde kaçmakta olan düşman kuvvetlerini yakalamak ve imha etmek için görevli olan 3 kolordunun Süvari Fırkası büyük sevinç gösterileri arasında Karacabey'e girdi. Karacabey yunan işgalinden ve mezaliminden kurtuldu.
TARİHİ ESERLERİ:
Kümbetli (Tümbekli) Cami: Karacabey'deki en eski eserdir. M.Ö. 200 lü yıllarda yahudiler tarafından havra olarak yapılmıştır. Yapının iki yüzü kabartma yaprak motifi, üçüncü yüzü haç ve dördüncü yüzü bir rozetle bezelidir. Her iki başlıkta Bizans dönemine ait olup devşirmedir.
Ulu Cami: Kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. 1475-1476 yıllarında yapılmıştır. Yapının 1. Murat Hüdavendigâr Vakfı olduğu anlaşılmaktadır. Cami, Sultan Abdülhamit döneminde bir onarım geçirmiştir. Yunan işgali sırasında yanan eser, 1964 yılında onarılmıştır.
İmaret Cami: İlçeye adını veren ve şehzade Alaiddin'in dayısı olan Dayı Karaca Bey tarafından 1446'da yapımı emredilmiştir. Dayı Karaca Bey'in Belgrad Kuşatması'nda şehit düşmesi üzerine cenazesi camiin avlusuna defnedilmiştir. Cami ve türbenin yapımı ailesi tarafından 1457 yılında tamamlatılmıştır.
1853 yılındaki depremde büyük ölçüde zarar gören yapı, Kurtuluş Savaşı sırasında yöreden kaçan Yunanlılar tarafından da tahrip edilmiştir.
İmaret ( yoksullara aş dağıtılan yer ), cami ve türbe olarak üç bölümden oluşan yapı1972 yılında onarılarak 1980'de ibadete açılmıştır.
Issız Han: Bursa-Karacabey yolu üzerinde Uluabat'ın 5 km. doğusunda göl kenarında Selçuklu devrinin sağlam bir eseridir. Kapısı üzerinde bulunan kitabesinden 1396 yılında gelip geçen yolcular için parasız yiyecek, içecek ve yatacak yer olarak yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Issız Han genel görünümü ile Osmanlı devrinin ilk mimari eserlerinin güzel bir kervansaray modelidir.
TARİHTE İZ BIRAKANLAR:
Ulubatlı Hasan: İstanbul'un fethi sırasında surların üzerine ilk çıkan Türk askeri (Ölümü 1453). Osmanlı ordusu, Fatih Sultan Mehmed kumandasında 6 Nisan 1453 Cuma günü İstanbul'u kuşattı. 29 Mayıs Salı günü sabaha karşı son saldırı yapıldı. Yeniçeriler arasında iri yarı, Ulubatlı Hasan adlı bir asker surlara tırmanmağa başladı. Bir elinde palası, öteki eliyle kalkanını başının üstünde tutarak İstanbul'un Aya Romanos Kapısı surlarının üstüne çıktı ve sancağı burçta dalgalandırdı. Onunla birlikte otuz kadar yeniçeri de sura tırmandı. Ulubatlı Hasan, yaralanmasına rağmen arkadaşlarının sura çıkmalarına yardım etti. Ayağı taşa takılarak surdan aşağıya düştü. Yukarıdan atılan oklarla şehit edildi. Askerler, açılan gediklerden içeri girerek şehri ele geçirdiler.
Dayı Karacabey: Fatih Sultan Mehmet'in en güvenilir ve cesur komutanlarındandır. İlçeye adı verilen bu değerli Osmanlı Komutanı savaş taktikleriyle öne çıkmıştır. Silivri ve Kumburgaz'ı fethetmiş, Bursa ve İstanbul'da çarşı ve hanlar yaptırmıştır.Ölümünden sonra ilçeye getirilerek, kendi yaptırdığı imaret ve caminin avlusuna defnedilmiştir.
Başhekim Hasan Efendi: Osmanlı Devleti'nde 1692-1693 yıllarında başhekimlik görevinde bulundu.
Hızır Dede (Çoban Şeyh): Asıl adı Mehmet'tir. Kendini dine adayan Çoban Şeyh, ayakları kötürüm olunca Bursa'ya göçer. Burada tasavvuf çalışmalarını sürdürür ve ünlü evliyalardan Üftade'yi, henüz 10 yaşındayken yanına mürit alır ve yetiştirir. Keramet sahibi bir Anadolu evliyası olarak anılır.
Mehmet Tefık GERÇEKER (1898-1982): Mustafa Fehmi'nin oğludur. Danıştay 9. dönem başkanlığı, Anayasa Mahkemesi başkan vekilliği ve Diyanet İşleri Başkanlığı görevlerinde bulundu.
Hurşit Efe: Yunanlılar'ın Karacabey'deki zulmüne tepki gösteren Danişment köylüsü Efe, giderek büyüyen çetesiyle, kaçan Yunanlılar'a büyük kayıplar verdirdi.
Dinarlı Yusuf Hüseyin Pehlivan:Dinar göçmeni olarak Karacabey'e yerleşti. ABD'de başarılı güreşleriyle adını duyurdu.
Dinarlı Mehmet Pehlivan: Yusuf Hüseyin'in oğludur. Paris'te birçok rakibinin sırtını mindere yapıştırarak ün kazandı.
Hayati (Ün) Pehlivan (1913-1969): İlçenin Kıranlar Köyü'ndendir. İlk kez 1937'de gittiği Kırkpınar yağlı güreşlerinde, 1938 yılında başaltını kazandı. 1939-1942 yıllarında sürekli başpehlivanlık finalinde güreşen Karacabey'in güçlü delikanlısı, karşısında her defasında Kırkpınar' ın en fazla başpehlivanlığını kazanan Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan'ı buldu.
Divan Şairi Haydar Bey: Osmanlı Dönemi Karacabeyli divan şairidir. Ticaret Mahkemesi hakimi olup, asıl adı Ali Haydar' dır.
Divan Şairi Meyir Çelebi: 17. yüzyıl Karacabeyli divan şairlerindendir.
Divan Şairi Mustafa Efendi: O da, 17. yüzyılda yaşamış, Karacabeyli bir divan şairidir.
Mehmet Efendi: Gökbilimci. 18.yüzyılın ilk yarısında yaşayan Karacabeyli bilim adamıdır.
Şeref Çakar: İstanbul Belediyesi'nden şube müdürü olarak emekli olan Çakar, 40 yıldır görev aldığı Emin Ongan Üsküdar Musiki Cemiyeti'nin başkanlığını yürütmektedir. Ayrıca, bu saygın müzik kuruluşunun koro şefi ve hocasıdır.
Hayrettin Karaca: TEMA Vakfı'nın kurucusu. Dedesi Canbolu Camii imamı, babası seyyar manifaturacıydı. Aile İstanbul'a taşınır ve tekstil işine girer. Dünyaca ünlü triko ürünleri ve soyadları "Karaca" adını taşımaktadır.
Turhan Özek (1973-1990): TRT Ankara radyosunda 26 yıl süreyle ses sanatçısı görev yaptı.
Zeki Sargın: Günümüzün sevilen ses sanatçılarından olup, ilçenin Akhisar Köyü'ndendir.
İlçemizde 10'u merkezde, 23'ü köylerde olmak üzere toplam 33 ilköğretim okulu, 6 lise ve 1 yüksekokul bulunmaktadır.
Halk Eğitimi Merkezimiz ve Çıraklık Eğitimi Merkezimiz yaygın eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir.
Ayrıca ilçemizde 3 dershane, 1 Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi, 4 MTSK, 2 Özel öğrenci yurdu faaliyet göstermektedir.
2006-2007 eğitim-öğretim yılı itibarıyla ilçemizde;
-- 10 Merkez ve 10 Köy ilköğretim okulumuz bünyesinde toplam 514 öğrenci okulöncesi eğitim görmektedir.
-- İlköğretim Okullarında ise 10.275 öğrenci eğitim görmekte ve 464 öğretmen görev yapmaktadır.
-- İlçe merkezinde yer alan 2 okulumuz normal öğretim, 8 okulumuz ise ikili öğretim yapmaktadır.
-- Köy ilköğretim okullarımızdan13 tanesi Taşıma merkezidir.
--Liselerimizde 3.155 öğrenci eğitim görmekte ve 215 öğretmen görev yapmaktadır.
1- BOĞAZ (Yeniköy): Karacabey'in 30 km. kuzeyinde Marmara Denizi'nin kıyısındadır. Dağlar yemyeşil, deniz masmavi ve kumsal alabildiğinedir. Bir tabiat harikasıdır.
2- PİKNİK: Yine Boğaz (Yeniköy) denilen yerin dağlık kısmında ve orman içerisindedir. Soğuk suları, temiz havası, piknik masaları ve gazinosuyla varlığını hissettirmektedir.
3- MALKARA: Boğazdan biraz ileride kamp ve sayfiye yeridir. Ormanın, suyun, denizin, kumsalın ve güneşin fırçalarıyla ortaya çıkmış tabiat harikasıdır.
4-KURŞUNLU: Bir yerleşim yeridir. İlçeye 39 km.dir. Yazın pansiyonculuk ta vardır. Su ürünlerini değerlendirmek için kuruluşlar ve balıkçı barınağı vardır.
5-MANASTIR: Kurşunlu'nun ilerisinde Bandırma sahillerine yakın bir tabiat harikasıdır. İsmini burada bulunan kiliseden alır.
6-ULUABAT GÖLÜ: Avcılık ve balıkçılık yöresidir. Turna ve feke balığı avlamak mümkündür.
7-KABAAĞAÇLAR: Asırlık meşe ağaçlarıyla kaplı bu piknik yeri Karacabey-Mustafakemalpaşa yolu üzerindedir. Hıdrellezde halkın akınına uğrar.
8-ÇAMLIK: İlçenin kuzeydoğusunda piknik alanıdır.Tamamen çamlarla kaplı olduğu için bu adı almıştır.
9-GÖLECİK: İlçenin 11 km. kuzey batısındadır. Mesire ve piknik yeridir. İlçe merkezi ve 16 köyün içme suyu buradan karşılanmaktadır.
10-ULUABAT KUŞ CENNETİ: 200 den fazla bitki ve 50 çeşit hayvan türünün barındığı bu doğal ortamda kuş cıvıltıları ve göl manzarası içinde dinlenebilirsiniz.